Featured Video Play Icon
Blog Yerli Filozof

Vampir Efsanesinin Doğuşu

Vampir mitinin doğuşu, kültürel farklılıkları ve günümüze kadar olan değişimi üzerine kısa bir video.

 

Vampir kültürü babilden kalan örneklere dayanır ve bu kültür yüzyıllar boyunca değişimini inceleyen kapsamlı kültürel araştırmalara konu olmuştur. Kan emme ve öldükten sonra dirilme efsaneleri ortaçağda iken yayılmıştır. Zamanla farklı coğrafyalara kadar ulaşan bu efsaneler insanları uyurken kana susamış yaratıkların saldırısına uğradıklarına, bütün bir köy ahalisinin bir vampir tarafından kanları emilerek öldürüldüğüne, bu saldırgan yırtıcıların geceleri mezarlarından dirildiğine inandırmıştır.

İlk vampir öyküsünün M.Ö. 700’lü yıllarda yazıldığı düşünülmektedir. Baital’ın Masalları, daha çok bilinen adıyla Vikram ve Vampir, yaklaşık 300 sayfalık, orijinali Sanskritçeden pek çok dile ve yerel lehçeye çevrilen kurmaca bir öyküdür. 1897 yılında, Bram Stoker isimli İrlandalı yazar Drakula adlı eserinde türün bütün mitlerini toparlamış ve bu konudaki en iyi klasiği meydana getirmiştir. Bu eser, vampir efsanesinin sinemaya da atlamasına neden olmuştur. Alman dışa vurumcu yönetmen Friedrich Murnau, 1922’deki ünlü klasik filmi Nosferatu ile sinema tarihindeki ilk vampir filmini çekmiştir.

Efsanelere göre vampirler acıyı en az düzeyde hisseden, vücutlarında, özellikle de yüzlerinde çürüğe dayalı hafif çukurluklar ve izler bulunan, beklenmedik anlarda çok hızlı ve güçlü tepkiler verebilen, aynı zamanda gün ışığından etkilendikleri ve zarar gördükleri düşünülen insansı yırtıcılardır.

Bu özelliklerden bazıları popüler kültüre ait eserlerden türeyen modern düşünceler olmasına rağmen kimileri de gerçekten insanlar üzerinde gözlemlenmiştir. Halk arasında vampir hastalığı olarak bilinen, bilimsel adı Porfiria olan hastalık çeşidi, insanların fiziksel görünüşlerine yaptığı bozucu etkiler nedeniyle henüz kendisine tanı konulamadığı yıllarda vampirlikle özdeşleştirilmiştir.

Eskiden çok daha korkutucu şekillerde tasvir edilen vampir imgesi günümüzde birer cinsel obje ve arzu nesnesine dönüşmüştür. Günümüz eserlerinde vampirler, insanlarla ilişki kurup onlarla birlikte yaşıyor, aşık oluyor, acı çekiyor ve zihin okuma, geleceği görebilme, düşüncelere etki edebilme gibi fantastik özelliklere sahip olabiliyorlar. Hatta insan kanı içmemeyi tercih edip bir nevi vejetaryen vampir bile oluyorlar. Kusursuz derecede yakışıklı ve güzel olarak tasvir edilen günümüz vampirleri kendileri için son derece zararlı olan gün ışığında bile elmas gibi parlayarak güzelliklerine güzellik katmayı başarıyorlar.

 

Yerli Filozof – YouTube: youtube.com/c/yerlifilozof

Yerli Filozof – Facebook: facebook.com/yerlifilozofyt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir