Blog Yazılarım

Christopher McCandles

Hepimizin içinde bir yerlerde aniden medeniyetten kopup gitme, kendi kurallarımızı belirlediğimiz, tüm bedelleri ve tüm ödülleriyle “yalnızca bizim” olacak bir hayata başlama isteği ama güçlü ama güçsüz bir şekilde vardır. Hepimiz sürekli sahtelik üreten bir fabrikanın içinde yer alıp buna bağımlı hale getirildik. İhtiyaçlarımız, isteklerimiz, tutkularımız, hedeflerimiz hep bizim dışımızdaki birileri tarafından belirlendi. Bir çaresizlik içinde gerçeklik algımızı yitirip, bu mücadeleyi gerçekliğimiz olarak benimsedik. Ancak yine de bazılarımızın bunu kendine itiraf etmeye cesareti var gibi gözüküyor.

Christopher McCandles, yani Into The Wild filmine de konu olmuş bu kişi (fotoğraf makinesinin içinde tab edilmemiş halde yukarıdaki fotoğrafı bulunuyor) içinde bu cesareti ve tutkuyu hissedip doğasını kovalamaya çalışanlardan olmuş. Kurmuş fotoğraf makinesini, geçmiş karşısına, ifadesinden özgürlük akan bir gülümsemeyle yalnız başına hayatta kalma mücadelesini verirken ona yuva olan terk edilmiş o otobüsün önünde otoportresini çekmiş.

Christopher McCandles’ın kendini arayış yolunda neler yaşadığını -bize bıraktığı izler dışında- bilmememize rağmen, birileriyle paylaşmak amacı gütmeden sadece kendisi için çektiği fotoğrafta gözlerine, dişlerini gösteren sırıtışına, gömleğine, çizmesine, dağılmış saçlarına baktığımızda ne kadar gerçek olduğunu bilerek bakıyoruz. Çünkü sahte olanın ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.

Christopher McCandles’ın etkileyici hikayesine dair daha fazla fotoğraf:

christophermccandless.info/intothewildpictures

Tavsiye film; Into The Wild

Fragman:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir